|
|
|
Sizler hiç maske ve paletinizi takıp da su altıyla tanıştınız mı bugüne
kadar. Karalarda gördüğümüz var oluşun saklanmış ve gizlenmiş olanını.
Hayatın ve yaşamın bir başka olgusu ve görüntüsüyle karşılaşmak insanı
heyecanlandırıyor da sonsuz bir hayranlıkla hep seyrediyorsunuz
gördüklerinizi. Zamanı aşıyor bir sele kapılmışcasına sürüklenip
gidiyorsunuz. Su altı bitkileri değişik oluşumlarıyla renkleri ve
şekilleriyle ne kadar ilginçtir. Şakayıklar mor ve eflatuna bürünmüş zarif
siluetleriyle dans eden bir balerindir. Sanki birden karşınıza çıkıveren
sanki camdan yapılmış içleri görünen bulut gibi pırıl pırıl minicik balık
sürüleri akar gider maviliklerin sonsuzluğuna daha ilerde dik bir kayalığı
döner dönmez daha iri kocaman gözlü KARAGÖZ balıklarına rastlarsınız nazlı
nazlı dolaşırlar. Altın sarısı SARPA lar yosunlara sürüklenerek geçerler.
Çatal kuyruklu PAPAZ balıkları gökyüzündeki kırlangıçları andırırlar. Sarı
gözlü kara kuyruklu MELANURLAR oradan oraya koşuştururlar.Sapsarı
renkleriyle HANNOZ lar bir çalımlı horoz edasıyla üzerinize doğru gelip
adeta kabarırlar.Sanki acalesi varmış gibi koşturarak giden gümüş
parlaklığında kefaller yanıbaşınızdan bir füze hızıyla geçip de sizi
korkutan bir ahtopot, büyükçe bu kaya blokunun çevresinde bir gelin
edasıyla nazlı nazlı dolaşan EŞKİNALAR ilerki koyu renkli kayalıklarda
tembel tembel dolaşan IZGAROZLAR ( PAPAĞAN BALIĞI ) Izgarozun yarısı
belinden aşağısı sarı veya kırmızımsı yukarısı başa doğru mavi- kahverengi
olur. Karşıdan bakınca altı başka üstü başka renktedir. İşte bu balığı
karadenizliye sormuşlar bu balığın adı nedir dişimidir erkekmidir? Balığa
bakmış ve temel demiş ki’haçan kızdur daa görmeymisunuz fistanu var
ekludur ha minu eteklidur.Bir kefal sürüsü geçiyor aynı boy aynı ölçüde
bir yana doğru gidiyorlar daha ilerde bir başka sürü hepside aynı boyda
daha küçük o küçükler kendi topluğundan ayrılıp da daha büyüklerin
topluluğuna katiyyen karışmıyorlar Toplu halde bir yöne doğru akıp giden
bulut şeklinde kocaman bir balık sürüsü çok kısa saliseyle ölçülemez bir
an içinde adeda bir kıvılcım çakıyorda o binlerce yüzbenlercesi bir de
bakıyorsunuz bu sefer tam aksi istikamete yönlenmişler gözünüzle bu
hareketli tespit etmeniz imkansız sürünün en önündeki ile en sonundakinin
arasında bunca mesafe varken nasıl oluyorda en arkadaki en öndekinin
dönüşünü anında algılıyorlar.Hele su altı giysileriniz hava tüpü
teçhizatınızda varsa dayanılmaz bir istek ve arzuyla daha derinlere doğru
dalar her an değişik bir şeyler görmenin heyecan ve hazzı içersinde
dolaşır durursunuız bir gizemli su altı aleminde o güzellikleri görüp
kendinizden geçerde yukarı çıkmayı unutursunuz. Bazen de türkü
mırıldanırsınız içinizden. Çevrenizde toplaşan çeşit çeşit balıklar
merakla sizi incelerler. Aramızda bu yabancı da neyin nesi diye...Taşlara
yapışmış istiridyeler incisini kapmıyasınız diye birden
kapanıverirler.Daha derinlere indikçe buz gibi soğuk bir ortamda üşür
titrersiniz de duymazsınız bile hazdan heyecandan... gördükleriniz sizi o
denli etkilemiştir ki düşünceleriniz tamamen durmuş sadece hayranlık
duygusu kaplamıştır bütün benliğinize bunları görmek iç içe olmak insanı
sarhoş ederde ondan bir parça olup, onsuz yaşayamaz olursunuz. Birden
önünüzde beliriveren bir denizaltı mağarasına yavaşça ve ürpererek
sokulursunuz sualtı lambanızın aydınlattığı muhteşem bir görüntü. Kalker
oluşumları renkler birbirine karışmış cümbüş ediyorlar, sarıyla kırmızı,
turuncuyla yeşil, morla mavi birbirlerine sarılmışlar dans ediyorlar. Bir
bitki alev kırmızısıyla yanarken sapsarı parıldamakta yanıbaşında bir
diğeri. Gizli bir hazineyi görmüş olmanın hazzıyla ayrılırsınız bu
galeriden.Bang şeklinde upuzun giden kayalığın küçük bir oyuğundan başını
dışarı çıkarıp mütecessiz nazarlarla çevresini seyretmekte olan bir
mürenaya (helena) takılır gözleriniz. Mürenaların saldırgan ve parçalayıcı
oldukları söylenirse de aslında onlar ilişip incitilmeyince munis ve uysal
yaratıklardır. Kayaların taşların oyuklarında ışık olmayan yerlerde
barınırlar zaman zaman deliklerden başlarını dışarı doğru çıkarırlar
ağızları açık olarak etrafı seyrederler. Onların bu görünümü yüzücüleri
ürkütür. Oysa mürenaların solungaç sistemleri tam olarak gelişmediği için
ağız yoluyla akciğerlere hava almak zorunda olduklarından, ağızlarını açık
tutarlar. Bir mürenanın ağzını kapatıp kafesliyecek olursanız
havasızlıktan ölür. Yaşamını sürdürebilmek için akıntıya doğru başını
uzatıp ağzını açması çoğu dalıcılara korku verir boş yere paniğe
kapılırlar. Eğitim ve terbiyeye müsaittirler, bunun örneklerini Amerika ve
başka ülkelerde bulunan sualtı canlıları eğitim parklarında görmekteyiz.Akdenizin
sevimli uysal yaradılışlı balığı ORFOZ (hani) bilinçsiz ve yoğun
avlanmalar yüzünden nesli azalmakta olan mitolojiye mal olmuş gayetle
munis eğitime müsait yunuslar gibi (dolphin) insancıl bir balık türüdür
orfoz.Ona sevgiyle şevkatle yaklaşırsanız zarar vermeyeceğinizi
algıladığında size yaklaşır sizinle dost olur yanınıza gelir size sürtünür
elinizle onu sever okşarsanız. Efsanelerde ve söylencelerde işte bu
orfozlar insanlara denizin derinliklerinde yol göstermişler, klavuzluk
etmişler de mağaralarda saklı olan hazinelere götürmüşler diye söylenir.
|
|